UltraCrows SİYASİ DEĞİLDİR yalnızca MAĞUSA TARAFINA TARAFTARDIR!

    UltraCrows kuruluş aşamasında amaçlarını Mağusa Türk Gücü'ne bağımsız ve tam destek sağlamak, ülke futboluna ve tribününe renk katmak ve Kuzey Kıbrıs Türk Futbolu üzerindeki ambargoların kalkması için her türlü çabayı gösterme fikriyle yola çıkmıştır. Bu fikir ve beyanımızdan başka düşüncemiz yoktur. UltraCrows, Mağusayı seven, Mağusaya gönül veren insanların topluluğudur.


    Elbette ki, grubumuz içinde değişik siyasi fikirleri olan, hatta birbiriyle zıt taraflarda olanlar vardır. Fakat UltraCrows, her zaman özgür ve demokratik tavrını kendi bünyesinde korumuş, herkesin fikrine ve vicdanına saygı göstermiştir. Esas amacımızı potanın en yükseğinde tutarak, aşağıya doğru da damıtarak, kuruluş aşamasındaki amaçlarını başat kılmıştır. Bu başatlık ise UltraCrows'un iskeletidir. UltraCrows, bu iskeletinin ve temel yapısının dışındaki hiçbir fikre hiçbir düşünceye saygısızlık göstermediği gibi, o fikrin de tarafı ya da yanlısı olmamaya dikkat etmiştir.


    UltraCrows başkanımız Enver KARAKAYA'nın liderliğinde birçok üyenin katkısı ve emeğiyle koordineli bir şekilde çalışmaktadır. Bu 'hep birlikte çalışma düzeni' içinde ya da 'mesel çalışması'yla işleyen grubumuzda, başkanımızın kendi ağzından söylemediği ya da açıklamadığı  hiçbir durum, söz ya da fikir grubumuzu bağlamamaktadır. Bu bağlamda, son günlerde, ortalık yerlerde kulağımıza gelen hiçbir görüş UltraCrows'u bağlamamaktadır. Bu görüşler, grubumuz içindeki farklı fikirlerin, özgür düşünce içinde ifade ettikleri kendi beyanlarıdır.


    Doğaldır ki, bu kadar çok insanın olduğu yerde çok fazla ve değişik fikir yer alacaktır. Başta da belirttiğimiz gibi grubumuz, bunları kendi bünyesinde damıtarak, iskeletine zarar vermeden ve bunu koruyarak, esas amaçları yolunda ilerleyecektir.


    Ki, bizce en büyük siyaset 'bir şeyi sevmektir'. Biz, bir şeyi delicesine seviyoruz. Adını doğduğumuz yerden aldığımız. Mağusayı sevmenin de, bütün siyasetlerin üstünde olduğuna inanıyoruz. UltraCrows için ;'bir şehri sevmekle başlar her şey'...Bizler, tribün vasıtasını kullanarak siyasetin bu kadar 'ucuz' ve 'kolay' yapılmayacağına inananlar olarak da, yerimizi ve adabımızı bilerek, en çok bildiğimiz şeyi yapmayı daha doğru buluyoruz. Eğer siyaset için sebebimiz olursa, yerimiz tribün değil, sokaklar olur. İkisini ayırt edecek ve kavrayacak kadar akıllı olduğumuzu düşünüyoruz. Akl-ı selim olmak içinse, tribün ya da siyaset farketmez, bunu da herkesin ayırt etmesini ve kavramasını diliyoruz.

 

    UltraCrows siyasi değildir. Yalnızca Mağusa tarafına TARAFTARDIR!

 

UltraCrows

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 85

 
ONURSUZLAR İÇİN ONURLU BİR YAZI

 Image

 

    Görüntüler ya da resimler de yeterli olmuyor artık. Aleni bir onursuzlukla dolaşılabiliyor, yeter ki nihai hedefe ulaşılsın yeter. Herkesin bildiğini, bilip de söylemekten çekindiğini, hatta söylediğinde bile beş para etmeyen üç maymun dolaşıyor etrafda. Susun, aman söylemeyin; fakat ortada paraların uçuştuğu, birilerinin satın alınıp kiralandığı, ve kendisine 'büyük' denilmesi için her türlü 'onursuzluğu' yapmaya çekinmeyenlerin olduğu bir ligdeyiz...


    Artık efsane kelimesi önemsiz, onur kelimesi kümeye düştü; ligimizin bir diğer adı KKTC Onursuzlar Ligi olabilir, çünkü biz diğer on üç takım, bu ligi kabul etmiyoruz ve onları sonsuza kadar 'onursuzlar liginin şampiyonu' ilan ediyoruz. Bayraklarla atkılarla meşalelerle kutlayabilirsiniz. Bazısının sakalı da çıkmıyor bıyığı da, tükürsen bile olmuyor, ne yazık!


    Ne yazık ki beyler, punduna getirmeyi daha çok seviyorsunuz ve adam gibi kaybetmeyi bile sevmiyorsunuz. Sizin pundunuz hiçbir adamlığı ve futbolun delikanlılığını önemsemiyor, sizin için önemli olan yalnızca kazanmak ama nasıl ve ne şekilde olduğu önemli değil. Yazıklar olsun ki, yalnızca KKTC Onursuzlar Liginin Şampiyonu değil onun da Federasyonu ve kolu olan Tahkim'de aynı ligde top koşturuyor. Sizin için düdük çalan, sizin için her sene şampiyonluk şarkıları söyleyen, sizi 'SİZ' yapanları da alın yanınıza ve bu ligi bitirin, bu ligi şampiyon bitirin, size yakışan budur!


    Artık bundan sonra, attığınız hiçbir golü, aldığınız hiçbir galibiyeti ve size 'SİZİN' için sunulmuş olan Federasyon'un ve onun bütün kollarının yaptıklarını futboldan SAYMIYORUZ! Sizin sayılmadığınız ve onursuzca mücadele verdiğiniz bu yarışta da, bizler, geriye kalan on üç onurlu takım, bu ligi onurumuzla mücadele ederek BİTİRECEĞİZ. Ve kendi aramızda onurluca; ligi ikinci bitireni, ŞAMPİYON SAYACAĞIZ!


    Su akar yatağını bulur beyler! Ve tarih elbette bir gün haklı olanları aklayacaktır ve haklı çıkaracaktır! Tarihsel yanılgınız, yalnızca kendinizi yanıltmanızdan ibarettir. Keşke, onurluca ve hakkaniyetle içinizden biri çıkıp da bu ayıbı örtecek ve tarihe bırakmayacak bir şeyler dese. Yazık! Hiçbir şampiyonluk insan onurundan daha büyük değildir! Yazık ki, içinizde bir tane bile onurlu olmadığı için, siz ve sizi SİZ YAPANLAR için bugünkü tarihi SİZLER yazıyorsunuz. Kötü ve berbat yazıyorsunuz. Kokuşmuş ve leş gibi bir haldesiniz. Ama biz bu tarihi de DEĞİŞTİRECEĞİZ!


    Şimdi sizler SAYILIYORSUNUZ. Tanrım ne büyük şampiyonluklar ne kaliteli takım ve her sene ezici üstünlükle gelen ŞAMPİYONLUKLAR. Say say bitmezsiniz. Fakat tarih sayılanlarla sayılmayanların kavgasıdır. Ve bizler -onuruyla mücadele edenler- sayılmayanlar günü geldiğinde ve tarih bizi haklı çıkardığında sayılacağız, ve bizler saymaya başladığımızda ve tarihi yeniden yazmaya başladığımızda sizleri ve sizi SİZ YAPANLARI SAYMAYACAĞIZ!


    Şimdi, SİZLER tarihin en kanalizasyona karışmış küflü yerinde, kendi kendinize oturup şampiyonluklarınızı SAYINIZ! Biz de sayıyoruz beyler! Ve inanın ki topladığımızda, siz SAYI BİLE ETMEYECEKSİNİZ!


    Ve son olarak, sevgili ve edepli BASINIMIZDAN ve TELEVİZYONLARIMIZDAN bu konunun üstüne ONURLUCA gitmelerini, bütün DEVLET KURUMLARINI ve kollarını, SPOR BAKANLIĞINI, SİYASİ PARTİLERİ, BAŞBAKAN'I ve CUMHURBAŞKANINI ve onursuzluk karşısında GÖREVE DAVET EDİYORUZ!

    Bir de ek, hani siz yine utanmadan, olur da, böyle bir şey yok derseniz. Ki kuvvetle ihtimal inkar ederseniz...Size bir filmin karesinden güzel bir örnek vermeyi isteriz. Rocky Balboa serisinin dördüncüsü... Apollo ile Rocky, Rocky'nin evinde, boks ringine girerler. Ve Apollo'nun isteğiyle dövüşmek isterler. Apollo der ki 'hiçkimse yok. Ne gazeteler, ne televizyonlar, ne de flaşlar. Yalnızca ikimiz. Dövüşeceğiz. Kim kazanırsa o en büyük olacak'. Rocky ' tamam' der. Ve dövüşürler. Dövüş sonunda Rocky, Apollo'yu yener. Apollo bunun üstüne şöyle der: 'Gazeteciler yoktu. Televizyoncular yoktu. Burada hiçkimse yoktu. O yüzden burada olanlardan kimsenin haberi olmayacak' der. Rocky döner ve şöyle der: 'SEN BİLİYORSUN BEN BİLİYORUM...'


    Evet sizler, SİZ, ne derseniz deyiniz;
    SEN BİLİYORSUN BEN BİLİYORUM!
 
 

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 73

 
KIBRIS TÜRK FUTBOLUNUN "OLMAZSA OLMAZLARI"

     UltraCrows VE RED&WHITE

     Dr. OKAN DAĞLI: Gözümü futbolla açtığımda gördüğüm heyecanın adı Mağusa Türk Gücü-Gönyeli idi.

1970lerde televizyonda canlı yayınlar yokken, Türkiye ligi maçları radyoda dinlenirken Mağusa Canbulat Stadı futbolda dünyamızın merkezi idi. Hele burası bir de hisarların ambiyansı ve Mağusalıların futbol sevgisi ile birleşince tadına doyulmaz, heyecanına dayanılmaz bir rekabetle baş başaydınız artık...

     Gönyeli'nin Erbaylı, Ali Çetinli, Alpagolu, Halilli, Şevkili hücum hattının karşısında Arap Alili, Mehmet Dubaralı, Ali Kemallı, Muhali, Yücelli, Kemallı, Kaleci Mustafalı müdafası arasında inanılmaz mücadeleyi görmeyenlere anlatmak zordur. Ya da Erdinçli, Mehmet Bullili, Halilli, Galligalı forvetimizin kaleci Ademe yaşattıklarını bilmeyenlerin Kıbrıs Türk futbolu ile bir yanları eksik kalmıştır diye düşünürüm.

     0 ne heyecandı maçlar öncesi yaşananlar... Mağusa'da hayat durur herşey futbola endekslenirdi. O hafta Mağusa'da sadece MTG ve maç konuşulurdu. Kahvede, okulda, tapu dairesinde, belediyede yani her yerde...

     Maç Gönyelide ise galibiyetten sonra hangi yoldan geri döneceğimizi düşünürdük. Genelde de Gönyeli'den Girne istikametinden çıkar, Dikmen üzerinden Mağusa'ya dönerdik. Tribünlerdeki gerilim saha dışına da yansırdı yine... Bugünlerde olduğu gibi!

     Olsun ama hep iyi ki Mağusa Türk Gücü ve Gönyeli rekabeti oldu ki konuşacak ve yazacak anılarımız çoğaldı diye düşünüyorum. Aradan uzun yıllar geçti ve o günün küllerinden bugünün UltraCrows ile Red&White mücadelesi ve rekabeti doğdu. (Artık UltraCrows sayesinde deplasmanlarda sahaya ölü karga atılmasından da bu şekilde kurtulmuş olduk. Çünkü artık bizim adımız ve simgemizdi Karga!) Her ne olursa olsun bu rekabet Kıbrıs Türk futbolunun gururudur, heyecanıdır ve her şeyidir diye düşünüyorum. Her türlü fiziki şiddeti dışlamak kaydıyla bu rekabetin artık futbolumuzun olmazsa olmazı olduğunu düşünüyorum.

     Futbol iddia sahibi olmanızı gerektirir. İster düşmemeye oynayın, ister şampiyonluğa sahaya galibiyet iddianızla çıkıyorsanız ve arkanızdaki taraftar size inanıyorsa işte bütün güzellik burdadır Deniz.


     Futbolun simgesi

     İşte son oynanan Gönyeli-MTG maçı. Şampiyonluğa kimin oynadığını, kimin düşme hattından uzaklaşma mücadelesini verdiğini söyleyebilirmisin bana... Deplasmanda oynayan kim, evinde oynayan kim tribünlere bakarak anlatabilirmisin bana? Elbette hayır! Sahada iki büyük takım, kendilerine inanmış iki büyük taraftar kitlesi ve dünya futbolunun simgesi olan taraftar guruplarının ta kendisi orada.

     Orası Liverpool'un Kop tribünü değil, Chelsea'nin Shed Endi de değil. Orası UltraCrows'un ve RED&WHITE'ın 'mücadele alanı... Sahadaki mücadeleden daha "kıran kırana" mücadelede orada... Tekrar tekrar vurgulamak istiyorum 'fiziki şiddet'i dışlamak kaydıyle mücadelenin en güzeli orda.

     İyiki varsın MTG, iyi ki varsın Gönyeli... Teşekkürler ULTACROWS, teşekkürler RED&WHİTE... Sizleri seviyoruz, renkliliğinizi ve mücadelenizi destekliyoruz...

     DENİZ KALIBCIOĞLU: Ne kadar üzülmüştüm, Aralık ayının başlarında odamda ödevlerimi bitirmeye uğraşırken, aklıma gelmişti aniden, "Ben tatilde Kıbrıs'ta hangi MTG maçlarını izleyebileceğim acaba?" dedim kendi kendime... Önce federasyon sitesine girdim, son güncelleme sitenin kuruluş tarihinde yapılmış sanırım...


Sonra hemen YeniDüzen'in sitesinde aldım soluğu. "Gürtap abiden böyle işler kaçmaz, kesin vardır bir fikstür" dedim ve yanılmadım. Kıbrıs'ta olacağım tarihlerde bir Yeniboğaziçi deplasmanının ve evimizde Türkmenköy maçının olduğunu gördüm. Geri döneceğim günden 3 gün sonraki maçı görünce dünyam yıkıldı. Evet, bu kesinlikle gitmek istediğim bir maçtı. Ama olmadı. Sağolsun internet burada gayet hızlı, ufak bir araştırmadan sonra BRT kanalının yayınına ulaştım internetten. Çok fazla kaliteli bir yayın yoktu ama, sonuçta yurdum derbisini izleme fırsatı vardı elimde. Maçtan bir önceki gece babam ile konuşurken bana UltraCrows'un internet sayfasındaki video'yu izlememi ve kendi zamanlarındaki futbolu ve MTG'yi görmemi istedi. Bana düşmez ama video'yu hazırlayanlar öteki taraf için artı puanı ceplerine koymuştur sanırım (sevap anlamında)... Ağlayasım geldi.

     Bir an için "keşke bir zaman makinesi olsa, o güne, MTG-Gönyeli maçına Canbulat sahasına gitsem" dedim... Ve hisar tepelerinden babamı, Erbil arabı (kendisi eniştem olur), Okan abiyi, Zeki abiyi ve belkide ismini sayamadığım çok sevdiğim abilerimi, hisar üstüne oturmuş, çekirdek yerken,Galligaların, Erdoğanların, Sadi arapların ve kaleci Mustafaların oyunlarıyla kendilerinden geçmelerini izlesem.

     Sabah oldu, uyanmışım. Video'yu izledikten sonra bana gelen heyecanı anlatamam. Uyandığımda önce BRTde haberleri izledim, sonra bir hafta önceki Türkmenköy maçında sevgili "maç adamı" Doğan kardeşimin bana hediye ettiği UltraCrows atkısını boynuma geçirdim.

     Tarafsız olamam

     Şunu da söylemeden geçmek istemiyorum. Bu güne kadar yazdığımız yazılarda herkes benim fanatik Galatasaraylı, Liverpool sempatizanı, Okan abinin de Es-Es'li ve kanı mavi akarcasına Chelsea'li olduğunu anlamıştır mutlaka.

     Ben ömrüm boyunca tarafsız spor yazarı olamam. Bizi okuyan herkes bizi böyle sevmiştir. Şimdi de Red&White bize tepki gösterirse üzülürüm. Çünkü bende bir taraftarım,elime bu kalemi alma, yazılarımı bu gazetede yazma şansı verilmiş bana sağolsunlar.

     Maçta oynanan futbol hakkında düzinelerce yazı okumuşsunuzdur. Taraftarı konuşan, onlar hakkında yazı yazan köşe yazarları da var. Gel gelelim, UltraCrows grubu YeniDÜZEN'i boykot çağrılarına başlarken, kendi sitelerinde güzel bir yazı hazırlamışlar. Yazıyı okumak isteyenler www.UltraCrows.com sitesine bakabilirler. Yazının tamamına olmasa bile yüzde 80'lik kısmına katılıyorum. Emek var bu işte emek. Bugün gazetelerde spor yazarlığı yapan kaç kişi, tuttuğu takımın maçına, yazar değil de taraftar olarak gittiğinde küfür etmeden ve sessiz sakin maç izlemiştir?

     Şu anda bile günlük konuştukları kelimelerin yarısı "küfür" olan bir sürü üst düzey insan var ortalıkta. Yaratıcılık, emek, sevgi gibi unsurları bir anda yok edip, küfürü ön plana çıkarmak, sadece yapılanlara karşı "yazık" dememizi sağlıyor. Küfür bu maçta çıkmadı, küfür MTG'de de var, Gönyeli'de de var, Bağcıl'da da, GS'de, FB'de, İngiltere'de, Avrupa'da... Tamam çok iyi bir şey değil, ama ırkçılık illetinden, sahaya dalıp adam dövmekten, dışarda kavga etmekten daha iyidir. Şahsen gazetemin, UltraCrows'u "ceza tahtasına" alırken yazdığı şeylerin yanına da, takımları lig düşme potasında gezerken konvoy halinde Lefkoşa'ya gelmelerini ve Türkiye'de dahil tam tamına göremediğimiz, emsallerine ancak İtalya'da rastlanan iki çubuklu pankartlar ile sahayı donatmalarını da ekleselerdi.

     Böyle bir kalabalık beklenmiyordu

     Şundan çok eminim ki sevgili Gönyeli taraftarı bu maça gelecek bu kadar kalabalık bir taraftar grubu beklemiyorlardı karşılarında. Ve bu yüzden çok fazla da asılmamışlardı pankart vs. hazırlamaya. Ama artık eminim ki, Red&White'da en güzel pankartlarını, en mizahi söylemlerini hazırlaycaklar bu maç için... Herkes birbirine 'derbi' anlamında saygı göstermeye başladı. UltraCrows var oldukça, Red&White büyüyecek, Red&White var oldukça, UltraCrows büyüyecektir. Ve belki de 50 yaşına geldiğimizde hala yaşıyor olacaksak eğer, ve birde oğlumuz olacaksa ona anlatacağız; "Bak oğlum, derbi tarihçesi benden de eskilere gider, ama senin şu anda taktığın UltraCrows atkısı, Kıbrıs'ta taraftar oluşumunu başlatan ekiptir. Arkasına gelen Red&White ile ezeli rakip olmalarına karşın, her zaman birbirlerini tamamlayan Ying-Yang sembolü gibi olacaklardır." Oğulda bunları dinledikten sonra, derbi için yola çıkacaktır. Umarım o günlerde de şampiyon olan Şampiyonlar Ligi'ne, ikinci olan da UEFA'ya gider de, herşey daha da anlam kazanmış olur.

     Yürüyedur UltraCrows, yürüyedur Red&White. Beyninizdeki yaratıcılığa, içinizdeki inanca ve takım bağlılığınıza sarılarak. Sadece kendi doğrularınızı bilerek. Yeri gelince el ele, yeri gelince karşı karşıya mücadele ederek... İyi ki varsınız...

 

 

 

     Bugün yayınlanan YeniDüzen Gazetesinin Spor ekinde iki sayfa yer ayrılmış yazıdır. Sayın Okan Dağlı Abimize ve Deniz Kalıbcıoğlu kardeşimize bu güzel düşünceleri ve destekleri için teşekkürü borç biliriz.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 137

 
Gönyeli - Mağusa Türk Gücü - Galibiyet Günü

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 137

 
Gönyeli - Mağusa Türk Gücü 11 Ocak 2009 - Hesap Görüldü Red&White Tarihe Gömüldü
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!
Resmi görmek için tıklayın!

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 113

 
DAHA YENİ DÜZEN İSTİYORUZ - TRİBÜNÜ DEĞİŞTİRDİK SİZİ DE DEĞİŞTİRECEĞİZ

YeniDüzen Alma - Aldırtma
YeniDüzen Alma - Aldırtma
 

 

    Ceza alanında ne olduğunu görmeyenler tahtaya durmadan bizi kaldırmayı marifet sayıyorlar. Oh ne güzel iş, çünkü siz yüce ve alımlı basın daha hangi dersten sorumlu olduğunu bilmediği gibi müfredattan da habersiz olanlar, sözlü mü yazılı mı yapacağını kavrayamayanlar, kalemleri ellerinde durmadan bize sıfır vermeyi öğretmenlik sayıyorlar. Ne kötü ki, öğrencilerin öğretmenlerden daha zeki olduğu bir sınıftayız. Bu nerenin düzeni beyler? Hangi düzenin buyrukçularısınız? Üzgünüz, artık o kadar da kolay değil, öğrencisi öğretmeninin elinden kalemini ve tahtasını alıyor, bu da bir isyandır ve yeni düzen böyle kurulur, üzgünüz, bu defa biz sizleri sınıfta bırakıyoruz!


    Sanıyoruz ki, sizin sütunlarınız bu ülkede en çok ‘eşitliği’ ve ‘adaleti’ savunduğunu söylemektedir. Ama bu da yeni düzenin değil sizler gibi düzen olsun diye düzen uyduranların düzmecesidir! Hep Lefkoşa taraflarında bir yere gelince eşitliği ve adaleti unutanlar durmadan kara tahtanın önüne bizi kaldırmaktadırlar. Bir kez daha yineliyoruz ve bu dersi BOYKOT ediyoruz. Şimdi, tribünlerde başlattığımız ve değiştirdiğimiz ve sizin kurcalamakta da bir yere koymakta da zorlandığınız (çünkü anlayamadığınız ve anlayamadığınız için şaşırdığınız) değişimi ve İSYANI artık basına da taşıyoruz. Bu düzen yalnızca sizindir, bizim düzenimiz değildir, biz bu düzeni de değiştireceğiz. Sizin düzenlediğiniz basın da bu tribünün çizgisine gelecektir.


    Bizler de insanız ve insanlar yanlış ya da hata yapabilirler. Daha evvel birçok kere vurguladığımız gibi bizi sevmek zorunda değilsiniz ama bizi anlamak zorundasınız. En azından Kıbrıs’ın Tribünü’ne, sırtınızdaki renkleri çıkararak bakmak zorundasınız. Peki, gazetenizin üst köşesinde yıllardır yazan “emek en yüce değerdir” bir sosyalist-slogan-seviciliğinden ibaret arabesk bir söylem midir? Hadi ceza tahtasına koyacak kadar tarafsınız, peki bu taraftarın günlerce el emeğiyle yaptığı göz nuru pankartların ‘emekçe’ bir tavrı ya da duruşu da mı yoktur? Bunu bile yazamıyor musunuz? Bu çocuklar, takımları ligin sonunda, son beş maçında tek bir galibiyeti olmadığı halde yüzlerce insanı peşine takarak stadı doldurması da mı ‘emek’ değildir? Sizler iyi bilirsiniz, sevgi güzellik istediği kadar emek de ister ve emek yürekte ateş ister! Nasıl bir düzen kurulmuştur ki, hiçbir güzelliği, ateşi, sevgiyi görememektedir? Ama her zaman emeğin yücesini değil de insanın yücesini daha makbul görmüşüzdür. Çünkü insan ufalırsa emek de ufalır ve inanın ki emeğe çok yazık olur! Artık emek de bayrak da kavga da sevgi de bizim ellerimizdedir, nasıl bir ateşin yandığını sizler de göreceksiniz. Ve inanın o ateşin etrafında sizleri de ısıtacağız.


    Uzun zamandır basınımızla iyi ilişkiler kurmaya çabaladık. Çünkü tribünün futbolun bu oyunun bir parçası olarak gördük. Biz bu ülke futbolunu hep beraber kurarız diye hayal etmiştik. Ama görüyoruz ki artık bu sadece yanlı ve kasıtlı haberler olmaktan da çıkmıştır. Bu artık ‘bizler’ ve ‘onlar’ diye br ayrım noktasına varmıştır ve üzülerek görüyoruz ki bunu da yaratanlar onlardır. Sanırım bunu da hatırlayacaksınız ki, tarihte de ‘biz’ ve ‘onlar’ vardır ve bu bizimle onlar arasındaki ‘tarihsel bir çelişkidir’. Bu çelişkide artık herkes tarafını, doğrusunu ve bildiğini ‘insanca’ yapacaktır. Biz artık sizin tahtanıza kalkmayacağız ve sizin derslerinize gelmeyeceğiz.


    Büyük Mağusa Taraftarı UltraCrows sizin gazetelerinizi bugünden itibaren ALMA/ALDIRMA kampanyasına girmiştir. Bunu sakın yanlış anlamayın, bu yalnızca bir kıvılcım, bir hareket, bir duruş olsun diye yapılmıştır. Yoksa bu kavgamızın asıl duruşunu yine bildiğimiz en iyi yerden, tribünlerimizden göreceksiniz!


    Son olarak, Spor Dünyası Genel Yayın Yönetmeni Hasan Topaloğlu'nun " gözümüzde büyüttük" açıklamalarını aynen iade ediyoruz. Bu düzenin yeniymiş gibi gösterilen tüm eski/statik/bağnaz kalemlerine, manşetlerine, müdürlerine iade ediyoruz.


    UltraCrows olarak bundan sonra YALNIZ ve HAKLI yolumuzda herkese bizim kuracağımız YENİ DÜZENİMİZDE herkesi DEĞİŞTİREREK yürümeye devam edeceğiz. Çünkü –inanın- ne desek olmuyor, ne desek olmuyor. Öyleyse, mutlaka, bir gün mutlaka, ANLAYACAKSIN. Bunu da sana göstereceğiz.


    Saygıyla

 

UltraCrows
 
 
     Tepkimizin siyasi görüşle, particilikle, sağcı veya solcu düşüncelerle uzaktan yakından ilgisi yoktur. UltraCrows hiçbir zaman siyasete alet olmamıştır. Lütfen bu konuda duyarlı olalım. Tepkimiz tamamen YeniDüzen Gazetesi Spor Bölümüne ve Spor Dünyası Gazetesi Genel Yayın Yönetmeninedir.
 
 
 

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 138

 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 1 - 11 Toplam 149